Pm Dergi 11. sayısın da Dr. Mustafa Seyrek Puformoni nedir? sorusunu cevaplıyor. Dergimiz röportajını sizlere ulaştırıyoruz.
1. Hocam, öncelikle puberfoni nedir? Bunu hiç bilmeyen birine en basit ve anlaşılır şekilde nasıl anlatırsınız?
Öncelikle sağlıklı sesten bahsederek başlayabiliriz. Sağlıklı ses, kişinin yaşına, cinsiyetine, fiziksel özelliklerine ve içinde bulunduğu gelişim dönemine uygun; rahat, anlaşılır ve herhangi bir zorlanma olmadan ürettiği sestir. Yani aslında tek bir “ideal ses” yoktur. Her bireyin sesi kendine özgüdür ama bu sesin kişinin gelişimsel özellikleriyle uyumlu olması beklenir.

Ergenlik döneminde ise özellikle erkeklerde önemli bir ses değişimi meydana gelir. Gırtlak ve ses telleri büyür ve buna bağlı olarak sesin perdesi, yani günlük hayatta duyduğumuz anlamıyla sesin inceliği ve kalınlığı değişir. Ses giderek daha kalın bir karakter kazanır.
Puberfonide ise kişi fiziksel olarak bu gelişimi yaşamış olmasına rağmen sesini hâlâ ergenlik öncesindeki gibi daha ince bir perdeden kullanmaya devam eder. Yani aslında gırtlak ve ses telleri gelişimini tamamlamıştır ancak kişi yeni oluşan daha kalın sesini günlük konuşmasında kullanmamaktadır.
Bunu biraz şöyle düşünebiliriz: Enstrümanın kendisi değişmiştir ama kişi hâlâ eski ayarını kullanmaya devam etmektedir. Puberfonide de buna benzer bir durum söz konusu olabilir.
Tabii burada şunu da özellikle belirtmek gerekir: Her ince ses puberfoni anlamına gelmez. Bu nedenle kişinin yaşı, gelişimi, ses özellikleri ve ses tellerinin durumu birlikte değerlendirilmelidir.
2. Puberfoni denildiğinde aslında ses değişimi sürecinde ne oluyor? Ergenlik dönemindeki normal ses değişiminden nasıl ayrılıyor?
Ergenlik döneminde vücudumuzda birçok değişiklik oluyor. Bunlardan biri de gırtlağın ve ses tellerinin büyümesi. Bu büyümeyle birlikte özellikle erkeklerde ses doğal olarak kalınlaşıyor.
Normalde bu değişim zaman içerisinde kendiliğinden gerçekleşiyor. Fakat puberfonide kişi fiziksel olarak bu değişimi yaşamış olmasına rağmen sesini hâlâ daha ince perdeden kullanmaya devam ediyor.
Yani aslında beden “Ben artık büyüdüm.” diyor ama ses kullanımı bir anlamda eski alışkanlığını sürdürüyor. Bunu fark etmek bile kişi için önemli bir başlangıç olabiliyor.

3. Bir bireyin puberfoni yaşamasında sizce en önemli etkenler neler? Psikolojik, çevresel ya da ailesel faktörlerin etkisi var mı?
Tek bir sebep söylemek çok doğru olmaz. Her bireyde farklı nedenler olabilir. Kişinin ses değişimine alışması, kendi yeni sesini benimsemesi, çevresinden aldığı tepkiler gibi birçok faktör rol oynayabilir.
Örneğin kişi yeni, kalın sesini duyduğunda kendisine yabancı gelebilir. “Bu ses bana ait değilmiş gibi” hissedebilir. Böyle olunca eski sesini kullanmaya devam edebilir.
Burada psikolojik faktörlerden de bahsedebiliriz ama hemen “Tamamen psikolojik bir durumdur.” demek doğru değildir. Fiziksel gelişim, ses kullanma alışkanlıkları ve kişinin kendini nasıl hissettiği birlikte değerlendirilmeli.
4. Değerlendirme sırasında “Bu ses puberfoni olabilir” dedirten en belirgin ipuçları nelerdir?
En dikkat çekici şeylerden biri kişinin yaşına ve fiziksel gelişimine göre sesinin beklenenden çok daha ince olmasıdır.
Ama sadece sesi dinleyerek kesin karar vermiyoruz. Kişinin sesini nasıl kullandığına, ses tellerinin durumuna ve gerektiğinde başka değerlendirmelere de bakıyoruz.
Bazen kişi konuşurken ince bir ses kullanıyor ama öksürdüğünde, güldüğünde veya istemsiz bir ses çıkardığında daha kalın sesi ortaya çıkabiliyor. Bu da bize önemli bir ipucu verebiliyor.
Tabii ki her ince ses puberfoni değildir. Bu ayrımı yapmak burada çok önemli.
5. Bu kişiler genellikle size nasıl başvuruyorlar? “Sesim neden böyle?” diye mi geliyorlar, yoksa çevrelerinden gelen tepkiler nedeniyle mi?
İkisi de olabiliyor. Bazı kişiler kendi seslerinden rahatsız oldukları için geliyorlar. Özellikle telefonda karşı tarafın onları farklı biri zannetmesi gibi durumlar yaşayabiliyorlar.
Bazıları ise çevresinden gelen yorumlardan etkileniyor. “Sesin neden bu kadar ince?” veya “Yaşına göre sesin çok farklı.” gibi yorumlar kişiyi zamanla rahatsız edebiliyor.
Bazen de kişi uzun yıllar boyunca bununla yaşayabiliyor ve bunu değiştirebileceğini hiç bilmiyor. Bana göre burada en önemli noktalardan biri şu: Kişinin sesinden rahatsız olması küçümsenecek bir durum değil. Çünkü ses, insanın kendini ifade etmesinin en önemli araçlarından biri.
6. Puberfonisi olan bir bireyin günlük yaşamında ne gibi zorluklar yaşayabildiğini gözlemliyorsunuz?
Aslında bu durum kişinin günlük yaşamını tahmin ettiğimizden çok daha fazla etkileyebiliyor. Özellikle danışanların çoğunda zamanla içe kapanma, sosyal ortamlardan uzaklaşma ve sesinden dolayı kendisini geri çekme gibi durumlar görebiliyoruz.
Bazı bireyler seslerinden dolayı arkadaşlarıyla iletişim kurmak istemiyor, topluluk içinde konuşmaktan kaçınıyor. Hatta okula gitmek istemeyen, mümkün olduğunca evden dışarı çıkmamayı tercih eden bireylerle de karşılaşabiliyoruz. Çünkü sesleriyle ilgili yaşayacakları bir durumdan, alacakları bir tepkiden ya da yanlış anlaşılmaktan çekinebiliyorlar.
Bu noktada konu sadece “sesim ince” demekten çok daha öteye gidebiliyor. Kişinin sosyal hayatını, özgüvenini ve kendisini ifade etme biçimini etkileyebiliyor. Zamanla kişi konuşmaktan kaçındıkça, bu durum bir döngü haline gelebiliyor.
Tabii her puberfonisi olan bireyde bunların hepsini göreceğiz diye bir şey yok. Ama özellikle uzun süre bu durumla yaşayan kişilerde sosyal ve psikolojik açıdan belirgin etkilerle karşılaşabiliyoruz.
Ben bu nedenle puberfoniyi yalnızca sesle ilgili bir durum olarak görmüyorum. Ses, insanın kendisini ifade etmesinin çok önemli bir parçası. Dolayısıyla kişinin sesini rahat ve özgüvenli bir şekilde kullanabilmesi, sosyal yaşamına da olumlu bir şekilde yansıyabiliyor.
7. Puberfoni vakalarında ses terapisi nasıl ilerliyor?
Öncelikle kişiyi tanımaya çalışıyoruz. Sesini nasıl kullanıyor, mevcut sesi nasıl, daha önce herhangi bir değerlendirme yapılmış mı, beklentisi ne; bunlara bakıyoruz. Daha önce yapılmadıysa KBB değerlendirmesinin de yapılmasını önemsiyoruz.
Daha sonra kişiye kendi doğal ve uygun sesini bulmasına yardımcı olacak çalışmalar yapıyoruz. Bazen nefes, bazen sesin çıkış şekli, bazen de daha uygun perdeyi bulmaya yönelik egzersizler kullanıyoruz. Buradaki amaç kişiye “Şu şekilde konuşacaksın.” diye yapay bir ses vermek değil; kişinin zaten var olan daha doğal sesini keşfetmesine yardımcı olmak.
Aslında terapi süreci çoğu zaman çok uzun sürmüyor. Ancak kişinin terapi sırasında elde ettiği yeni sesi günlük hayatına, okuluna ve sosyal yaşamına taşıması biraz daha zaman alabiliyor. Özellikle sesini birkaç yıldır bu şekilde kullanan kişilerde, alışkanlıkların değişmesi nedeniyle bu süreç biraz daha uzun olabiliyor. Bu nedenle erken fark edilmesi ve erken dönemde destek alınması önemli.
Çünkü birçok danışanımız yeni ve daha kalın sesini ilk duyduğunda, “Bu ses bana yabancı, ben bu sesle nasıl konuşacağım?” diyebiliyor. Hatta terapi sırasında sesi değiştiği halde dışarıda eski, ince sesiyle konuşmaya devam eden danışanlarımız da oldu.
Bu yüzden bizim için önemli olan sadece terapi odasında doğru sesi çıkarabilmek değil, kişinin o sesi günlük yaşamında doğal ve rahat bir şekilde kullanabilmesi.
8. Ses terapisinde amaç, danışanın sesini değiştirmekten ziyade kendi doğal sesini bulmasına yardımcı olmak diyebilir miyiz?
Kesinlikle. Biz kişiye başka birinin sesini vermiyoruz. Aslında kişinin fiziksel olarak üretebildiği, yaşına ve gelişimine uygun olan kendi doğal sesini bulmasına ve kullanmasına yardımcı oluyoruz.
Burada önemli olan sadece daha kalın bir ses elde etmek değil. Kişinin o sesi kendisine ait olarak hissetmesi ve benimsemesi de çok önemli. Çünkü terapi sonrasında kişi, “Bu ses benim ve ben bu sesle rahatça konuşabiliyorum.” diyebilmeli.
Bazen danışanlarımız terapi sırasında yeni seslerini duyduklarında şaşırabiliyorlar. Hatta ilk başta kendi seslerini yabancı bulabiliyorlar. Fakat zaman içerisinde bu sese alışıyor ve günlük hayatlarında kullanmaya başladıkça o ses artık onlara daha doğal gelmeye başlıyor.
Dolayısıyla bizim için tedavinin başarısı yalnızca sesin kalınlaşması değil; kişinin kendi sesini benimsemesi, rahat kullanması ve kendisini o sesle ifade edebilmesi.
9. Puberfoni tedavisinde danışanın motivasyonu sizce ne kadar önemli?
Çok önemli. Çünkü ses terapisi sadece terapistin yaptığı bir şey değil. Kişinin de sürecin içerisinde aktif olması gerekiyor.
Bir kişi “Ben sesimi değiştirmek istiyorum ve bunun için çalışmaya hazırım.” diyorsa süreç genellikle daha olumlu ilerliyor.
Ama burada kişinin neden değişiklik istediği de önemli. Sadece çevresinden baskı gördüğü için geliyorsa motivasyonu farklı olabilir. Kendisinin gerçekten ne istediğini anlamaya çalışıyoruz.
Sonuçta bu kişinin sesi. Dolayısıyla kararın merkezinde de kişinin kendisi olmalı.
10. Ses terapisi sürecinde, beklediğinizden çok daha hızlı sonuç veren ya da daha uzun sürede ilerleyen vakalar oluyor mu?
Evet, kesinlikle. Her bireyin süreci aynı olmuyor.
Bazı kişiler birkaç çalışma sonrasında bile seslerindeki değişikliği çok net fark edebiliyor. Bazılarında ise yeni sesi kullanmak biraz daha zaman alabiliyor.
Bence bunun en güzel tarafı da bu. Her insanın sesi ve ses kullanma alışkanlığı kendine özgü. Dolayısıyla “Şu kadar seansta kesin düzelir.” gibi herkese uyan bir süre vermek doğru olmaz.
Benim için önemli olan kişinin sadece terapi sırasında değil, günlük hayatında da yeni sesini rahat bir şekilde kullanabilmesi.
11. Toplumda puberfoniyle ilgili doğru bilinen yanlışlar var mı? Özellikle “Yaş ilerleyince kendiliğinden düzelir.” gibi söylemler konusunda ne düşünüyorsunuz?
Evet, böyle bazı yanlış düşünceler var. Bunlardan biri de “Biraz daha beklesin, zaten zamanla düzelir.” düşüncesi.
Ergenlik dönemindeki normal ses değişimi elbette zaman içerisinde gerçekleşebilir. Ancak kişi ergenlik dönemini tamamlamış ve hâlâ belirgin şekilde ince bir ses kullanıyorsa bunun değerlendirilmesi faydalı olabilir.
Bir diğer yanlış düşünce de bunun tamamen kişinin isteğiyle çözülebileceği. “Kalın konuş, sesin kalınlaşsın.” demek aslında çözüm değil.
Çünkü ses üretimi oldukça karmaşık bir süreç. Doğru değerlendirme ve gerektiğinde ses terapisiyle kişiye yardımcı olmak çok daha sağlıklı.
12. Son olarak, sesinden dolayı kendini rahatsız hisseden ve belki de bunu yıllardır içinde taşıyan bir kişiye ne söylemek istersiniz?
Öncelikle yalnız olmadığını söylemek isterim. Sesinden dolayı rahatsızlık yaşayan ve bunun çözümü olduğunu bilmeyen birçok insan var.
Bence en önemlisi bu durumu utanılacak ya da saklanması gereken bir şey olarak görmemek. Ses de vücudumuzun diğer özellikleri gibi değerlendirilebilir ve gerektiğinde üzerinde çalışılabilir.
Eğer kişi kendi sesinden memnun değilse bir uzmana başvurup durumunu değerlendirebilir. En azından “Acaba bende bir problem mi var?” diye yıllarca düşünmek yerine, ne olduğunu öğrenmiş olur.
Ve belki de en önemlisi şu: Sesiniz sizin kendinizi dünyaya ifade etme biçiminiz. Kendi sesinizi rahat ve özgüvenli bir şekilde kullanabilmeniz gerçekten çok değerli.