Üniversite tercihleri yalnızca puanla değil; ilgi, yetenek ve mutlulukla şekillenmelidir. Bu süreçte ailelerin görevi çocukları adına karar vermek değil, onların kendi geleceklerini bilinçle inşa etmelerine rehberlik etmektir.
YKS sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte binlerce genç ve aile aynı heyecanı paylaşıyor. Kimileri hayalini kurduğu puana ulaştı, kimileri beklediği sonucu alamadı. Ancak bugün unutulmaması gereken önemli bir gerçek var: Üniversite sınavı bir hedef olabilir ama hayatın tamamı değildir. Şimdi başlayan tercih dönemi ise yalnızca bir üniversite seçme süreci değil, gençlerin gelecekte nasıl bir yaşam kuracaklarına ilişkin önemli bir yol ayrımıdır.
Tercih, Bir Puan Hesabı Değil Kendini Tanıma Yolculuğudur
Yıllardır eğitimin içinde olan biri olarak şunu söyleyebilirim; tercih yapmak, puanı bir bölüme yerleştirmekten çok daha fazlasıdır. Bir gencin ilgi alanlarını, güçlü yönlerini, değerlerini ve hayallerini tanımasıdır. Sadece yüksek puan aldığı için seçilen bir bölüm, yıllar sonra büyük bir mutsuzluğa dönüşebilir.
Aileler Rehber Olmalı, Karar Verici Değil
Anne babalar çocukları için en iyisini ister. Ancak bazen iyi niyetle kendi hayallerini çocuklarının omzuna yükleyebilirler. Oysa üniversite sıralarında oturacak olan da, o mesleği yıllarca sürdürecek olan da çocuğun kendisidir. Ailenin görevi baskı kurmak değil; dinlemek, araştırmak ve güven vermektir.
Öğrenciler Önce Kendilerine Şu Soruları Sormalı
Ben gerçekten neyi seviyorum? Hangi işi yaparken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum? Nasıl bir yaşam hayal ediyorum? Bu soruların cevabı, tercih listesindeki sıralamadan çok daha değerlidir. Çünkü başarı, çoğu zaman ilgi duyulan alanda kalıcı olur.
Tercih Listesi Hazırlarken
Üniversitenin akademik kadrosu, bulunduğu şehir, staj ve uygulama olanakları, yabancı dil imkânları, mezunların çalışma alanları ve öğrencinin yaşam biçimine uygunluğu mutlaka değerlendirilmelidir. Popüler olduğu için seçilen meslekler geçici olabilir; insanın yeteneği ve üretme isteği ise kalıcıdır.
Geleceği İnşa Eden Tercihlerdir
Tercih döneminde en çok ihtiyaç duyulan şey sakinliktir. Bu süreçte çocuklarınızı başkalarıyla kıyaslamayın, onları sadece puanlarıyla değerlendirmeyin. Bir gencin en büyük gücü, kendini tanıyarak verdiği karardır.
Sevgili gençler; hayatınızı başkalarının beklentilerine göre değil, kendi potansiyelinize göre şekillendirin. Ve sevgili anne babalar; çocuklarınıza yol gösterin ama onların yerine yürümeyin. Çünkü gerçek başarı, yalnızca iyi bir üniversite kazanmak değil, severek yaşanacak bir hayat kurabilmektir.
Unutmayalım… Üniversiteye yerleşmek bir başlangıçtır. Asıl önemli olan, insanın kendini ait hissedeceği, üretmekten mutluluk duyacağı ve her sabah isteyerek gideceği bir geleceği seçebilmesidir. İşte doğru tercih, tam da budur.