DOLAR 48,79 ▲ %+0,00 EURO 56,00 ▲ %+0,00 STERLIN 65,28 ▲ %+0,00 ALTIN 6.807 ▲ %+0,00 GUMUS 104,07 ▲ %+0,00 BITCOIN 4.160.323 ▲ %+0,00
Ekonomi

Samsun Gayrimenkul Piyasasında Yeni Dönem

Haberi dinleyebilirsiniz
Samsun Gayrimenkul Piyasasında Yeni Dönem

Samsun Gayrimenkul Piyasasında Yeni Dönem

Değişen ekonomik koşullar, yüksek faiz oranları ve farklılaşan yatırım tercihleri gayrimenkul piyasasını da yeniden şekillendiriyor. Samsun’da yatırımcıların değişen konut tercihlerini, öne çıkan bölgeleri, yazlık konutlara olan talebi ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentileri genç girişimci RE/MAX Parla Broker’ı Birçağ Kılıç ile konuştuk.



“Gayrimenkulde artık sadece fiyat değil, doğru lokasyon, doğru ürün ve doğru yatırım hesabı önemli.”

Değişen ekonomik koşullar, yükselen faizler ve farklılaşan yatırım araçları konut piyasasını yeniden şekillendiriyor. Samsun’un gayrimenkul geleceğini, yatırımcıların değişen tercihlerini ve yeni yatırım fırsatlarını sektörün deneyimli ismiyle konuştuk.


“Konut hâlâ güvenli bir liman ama yatırımcının karar verme biçimi değişti.”

Samsun’da konut piyasası nereye gidiyor? Hangi bölgeler öne çıkıyor? Yatırımcı bugün parasını konuta mı, arsaya mı yönlendirmeli? Gayrimenkul sektöründeki değişimi ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentileri konuştuk.

“Çalışmadan kazanabileceğiniz bir sistem değil. Ama çalışıp da kazanmayanı da görmedik.”

1 milyon dolar sınırını aşarak RE/MAX Hall of Fame ödülüne layık görülen genç broker, gayrimenkul sektöründeki başarı hikâyesini, Samsun piyasasındaki değişimi ve yatırımcılara yönelik tavsiyelerini PM Dergi’ye anlattı.

Merhaba, geçtiğimiz yaz dönemini değerlendirerek röportajımıza başlamak istiyorum. Yaz ayları gayrimenkul sektöründeki hareketliliği nasıl etkiliyor? Özellikle daire satışlarında yaz aylarında bir artış ya da azalma gözlemlediniz mi?

Evet, açıkçası son iki yıldır yaz aylarında satışlarda bir azalma olduğunu görüyoruz. Özellikle Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında konut satışlarının diğer aylara göre gerilediğini hem kendi istatistiklerimizden hem de TÜİK verilerinden takip ediyoruz. Bu durum, bölgedeki yatırım tercihlerinin yaz aylarında farklılaştığını gösteriyor. Özellikle fındık sezonu, altın yatırımı ve tatil gibi harcama ve yatırım kalemlerinin öne çıkması, konut alımlarını bir miktar geri plana itiyor. Karadeniz insanının özellikle tatil döneminde ve fındık sezonunda konut alımına çok fazla yönelmediğini son iki yıldaki veriler üzerinden daha net görmeye başladık. Dolayısıyla yaz ayları, gayrimenkul sektörü açısından satışların diğer dönemlere kıyasla daha sakin geçtiği bir süreç haline geldi.


Peki, tatil amacıyla bölgemize gelen insanların gayrimenkul alma eğiliminde bir değişiklik oluyor mu? Yaz aylarında Samsun’a gelip bölgeyi gördükten sonra “Ben de burada bir ev sahibi olmalıyım.” diyerek yatırım yapan müşterileriniz oluyor mu? Özellikle hangi bölgeler bu konuda öne çıkıyor?

Evet, bölgede özellikle Atakum’un önemli bir cazibe merkezi olduğunu söyleyebiliriz. Amasya, Çorum, Tokat, Kastamonu ve Ankara gibi çevre illerden, özellikle deniz ve güneşten faydalanmak amacıyla Samsun’a gelen ve “yazlıkçı” olarak nitelendirdiğimiz müşterilerimiz yatırım yapıyor.

Özellikle İncesu, Çakırlar ve Taflan bölgelerinde, saydığımız illerden gelen çok sayıda yatırımcının yazlık amaçlı konut alımı yaptığını görüyoruz. Yani Samsun’a yaz döneminde tatil amacıyla gelen bazı misafirlerimiz, bölgeyi tanıdıkça buradaki yaşamı ve sahil hattını beğenerek, sadece tatil için gelmek yerine kendi yazlıklarına sahip olmayı tercih edebiliyorlar. Bu da özellikle sahil bölgelerinde gayrimenkul talebini destekleyen önemli bir unsur.

Peki, son dönemde konut almak isteyenlerin öncelikleri nasıl değişti? Müşteriler daha çok yatırım amaçlı mı, yoksa oturum amaçlı mı konut arıyorlar? Piyasadaki talebi bugün nasıl değerlendiriyorsunuz?

Konut alımında maalesef hem altındaki yükselişin ve bu yükselişin dengesiz ilerlemesinin hem de dövizdeki artışın etkisiyle, alımlar yatırım noktasında biraz daha azaldı. Bunun yanında, günlük fonların ve faiz oranlarının yüksek olması da konutun daha çok oturum amaçlı alınmasına neden oluyor.

Ülkemizdeki enflasyon verileri ve TL’nin zaman içerisinde değer kaybetmesi de önemli bir etken. Yıl içerisinde sabit bir TL üzerinden gelir elde eden müşterinin, şu an için yatırım amaçlı konut alma noktasında çok fazla hareket alanı kalmıyor.

Bu nedenle bugün konut piyasasında daha çok barınma, evlilik, düğün, boşanma veya vefat gibi nedenlerle konutların el değiştirdiğini görüyoruz. Bunun yanı sıra, mevcut evini değiştirmek isteyen müşteriler de var. Örneğin, “İki artı birden üç artı bire geçelim, daha geniş veya daha yeni bir daire alalım, evimizi yenileyelim.” düşüncesiyle yapılan alımların da olduğu bir piyasa oluştu.

Kısacası, şu anda konut piyasasında yatırım amaçlı alımlardan ziyade, ihtiyaç ve yaşam koşullarına bağlı alımların daha ağırlıklı olduğunu söyleyebiliriz.

Evet, bir de yatırımcıların konu tercihinde son dönemde hangi bölgeler öne çıkıyor? Az önce bahsettik. Merkez ve sahil bölgeleri, yeni gelişen bölgeler arasında nasıl bir talep dağılımı var? Yani talebi değerlendirirsek.

Şöyle, Samsun’u açıkçası ikiye bölebiliriz: Atakum ve diğer ilçeler olarak. Özellikle Atakum’da, Güzel Yalı Mahallesi başta olmak üzere sahil hattının her zaman tercih edildiğini görüyoruz.

Bunun yanında, 1+1 dairelerde İncesu ve Çakırlar şu anda oldukça revaçta olan bölgeler. Körfez ve Yenimahalle bölgeleri de özellikle üniversiteye yakın olmak isteyen, burada konut satın alan veya kiralama amacıyla yatırım yapan bir kitlenin tercih ettiği bölgeler arasında.

Bir diğer tarafta ise Bağlaç, Beypınar, Alaçam Caddesi ve Elbistan Bulvarı hattı öne çıkıyor. Özellikle iş insanlarının ve konut yatırımına ilk adımını atacak kişilerin tercih ettiği bölgelerden biri olduğunu söyleyebiliriz. Kısacası, bu bölgeler yatırımcılar tarafından tercih edilmeye ve talep görmeye devam ediyor.

Peki yurt dışından gelen müşteriler bir ev satın alırken en çok neye dikkat ediyorlar? Lokasyon, fiyat, kira getirisi, ulaşım veya sosyal yaşam hangi noktada öne çıkıyor?

Yabancı yatırımcımız öncelikle metrekare bazlı bir alım hesabı yapıyor. Tapuda belirtilen metrekare ile dairenin gerçek metrekaresinin aynı olmasına özellikle dikkat ediyorlar.

Bunun yanında bölgedeki sosyal alanların ulaşılabilir olması onlar için oldukça önemli. Lokasyon tabii ki çok önemli ancak yabancı yatırımcı, satın alacağı dairenin veya villanın ulaşım noktalarına, sosyal alanlara, havaalanına, AVM’lere ve cazibe merkezlerine olan yakınlığını da özellikle değerlendiriyor.

Yani aslında sadece evin kendisine değil, evin bulunduğu bölgenin sunduğu imkanlara da bakıyorlar. Ulaşımın kolay olması, sosyal yaşam alanlarına ve önemli merkezlere yakınlık, karar verme süreçlerinde öne çıkan kriterler arasında.

Tabii bir de yatırımın TL bazında olmaması önemli bir avantaj sağlıyor. Özellikle euronun artış eğilimi, yabancı yatırımcı açısından Türkiye’de gayrimenkul yatırımını daha cazip hale getiren unsurlardan biri olarak karşımıza çıkıyor.

Peki günümüzde yatırımcılar için ev almak hala güvenli bir yatırım aracı olarak görülüyor mu? Bir gayrimenkulün yatırım açısından değerini belirleyen en önemli kriterler sizce neler?

Günümüzde gayrimenkul yatırımı, maalesef hiçbir zaman geride kalacak bir yatırım değil. Bana göre gayrimenkul her zaman birinci tercih olmalı. Özellikle kredi kampanyalarının olduğu dönemlerde konut, çok daha fazla prim yapan bir gayrimenkul alanı oluyor.

Daire almak, müşterilerimizin açıkçası öncelikli hayali. Bölgemizde insanların yatırım yaparken öncelikle daireyle başladığını, daha sonra arsa yatırımıyla devam etmeye çalıştığını görüyoruz. Örneğin, “Bir daire yapalım, daha sonra o daireyi satalım, arsa alalım ve arsayı kat karşılığı verelim. Böylece daha fazla konutumuz, daha fazla bağımsız bölümümüz olsun.” şeklinde bir yatırım anlayışı var.

Genel olarak baktığımızda gayrimenkulü güvenli bir liman olarak görüyorum. Çünkü elimizde tapusu olan, değerini piyasadaki alıcı ve satıcının belirlediği ve satıp satmamaya tamamen bizim karar verdiğimiz bir varlık bulunuyor.

Dünya konjonktüründe ise tüm emtiaların ve dövizlerin, ülkelerde veya dünyada birkaç kişinin oluşturduğu ekonomik ve siyasi kaostan olumlu ya da olumsuz şekilde etkilenebildiğini görüyoruz. Bu nedenle gayrimenkul, yatırımcı açısından daha güvenli bir liman olma özelliğini koruyor. Çünkü mülkün sahibi tamamen sizsiniz; değerini de alıcı ve satıcı birlikte belirliyor. Satmak veya kiralamak da yine tamamen sizin inisiyatifinizde.

Geçmişten bugüne baktığımızda da gayrimenkul yatırımının dövizden, altından ve faizden elde edilen getirilerle kıyaslandığında uzun vadede her zaman güçlü bir yatırım aracı olduğunu düşünüyorum.

Evet, peki bir de yazdıkları konuşalım. Yazdık konuklardaki olan talepler nasıl Samsung'da? Özellikle yaz sezonunda sahip bölgelerinde konuklara satış ve kiralama performansları... Nasıl oluyor?

Samsun’da özellikle bu sene villa maliyetleri oldukça yüksek. Yaklaşık bin dolar bandında metrekare maliyetleri söz konusu. Yani müteahhitlerimiz metrekare başına yaklaşık 43 bin, 47 bin, hatta 50 bin TL ve üzeri maliyetlerle hesaplama yapıyor. Genel olarak 40-55 bin TL arasında bir metrekare maliyetinden bahsedebiliriz.

Bölgede, özellikle İncesu’nun üst kesimlerinde ve Çatalçam bölgesinde, denize yakın noktalarda yeni yapılan villalarda bugün 30 milyon ile 50 milyon TL arasında rakamlar konuşuluyor. Bu durum da ikinci el villa ve yazlıkların satışını biraz daha kolaylaştırıyor. Çünkü bölgede 15-20 milyon TL bandındaki ikinci el villalar ve yazlıklar, yeni yapılan konutlara kıyasla daha ulaşılabilir kalıyor.

Tabii yeni yapılan villaların da kendine göre avantajları var. Yeni ürünlerin ve yeni teknolojilerin kullanılması, müşteriler açısından oldukça cazip hale geliyor. Burada en önemli kriterlerden biri ise villanın site içerisinde mi yoksa tamamen müstakil mi olduğu.

Samsun genelinde site konseptindeki villaların satışlarının biraz daha ağır ilerlediğini, dolayısıyla daha uzun bir satış süreci yaşandığını görüyoruz. Tamamen müstakil yazlıklarda ise müşteriler, fiyat noktasından bağımsız olarak daha hızlı karar verebiliyor.

Biz de çok yakın zamanda ofisimizde birçok villa satışına aracılık ettik. Bu da bölgede özellikle müstakil villa ve yazlıklara yönelik talebin hâlâ devam ettiğini gösteriyor.

Evet çok güzel. Peki biraz da yeni yatırımcılarla alakalı bilgilendirici bir sorumuz var. Konut satın almak isteyen bir yatırımcı bugün sizce nelere dikkat etmeli? Yani ucuz ev mi yoksa iyi yatırım arasındaki farkı nasıl yapabilir?

Öncelikle bir konut yatırımcısının, binanın dış görünüşünden önce kullanılan malzeme kalitesine ve tabii ki beton kalitesine dikkat etmesi gerektiğini düşünüyorum. Binanın temeliyle ilgili herhangi bir problem olup olmadığını öncelikle araştırmalı.

Bunun yanında, satın aldığı konutu yapan firmanın daha önce gerçekleştirdiği inşaatlar ve referansları da çok önemli. Çünkü fiyatı etkileyen faktörler, işçilik ve malzeme kalitesiyle doğrudan bağlantılı.

Siz iyi bir lokasyonda kötü bir daire satın alırsanız, daha kaliteli malzeme ve işçiliğe sahip binaların her zaman gerisinde kalırsınız. Lokasyon çok önemli, ancak bunun yanında kullanılan malzemenin kalitesi, dayanıklılığı ve işçiliğin de aynı ölçüde önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü kaliteli malzeme ve kaliteli işçilik, dairenin uzun vadede değer kazanmasına ve prim yapmasına doğrudan katkı sağlıyor.

O yüzden bir konut yatırımında lokasyon, kaliteli malzeme ve kaliteli işçiliğin aynı dengede olması gerekiyor. Yatırımcı sadece “ucuz ev” aramak yerine, ödediği bedelin karşılığında ne aldığını ve o konutun uzun vadede kendisine ne kazandıracağını değerlendirmeli.

Peki, sizin sektörünüzde dijitalleşme satış süreçlerini değiştirdi mi? Müşteriler artık evi görmeden, internet üzerinden araştırma yaparak veya görüntülü görüşmelerle konut hakkında bilgi sahibi olabiliyor. Özellikle Sahibinden.com gibi platformlarda bir evin birçok detayını, hatta görsellerini ve özelliklerini online olarak görebiliyoruz. Bu noktada, örneğin Samsun’da yaşamayan bir müşteri, internet üzerinden gördüğü bir konutu bulunduğu yerden inceleyip, görüntülü görüşmelerle detaylarını öğrenerek satın alma ya da kiralama kararı verebiliyor mu? Dijitalleşme bu süreci ne ölçüde değiştirdi?

Özellikle pandemiden sonra online sunumlar, sektörümüzün uyum sağladığı önemli bir süreç haline geldi. Geldiğimiz noktada özellikle Instagram ve diğer sosyal medya paylaşımlarımız üzerinden, müşterilerimizin görüntülü görüşmelerle yapılan sunumlar sonrasında karar verdiğini görüyoruz.

Artık dijital platformlarımız da bu süreci oldukça kolaylaştırıyor. RE/MAX’in kendi internet sitesi ve uygulamasında “Teklif Ver” butonu dahi bulunuyor. Müşterilerimiz kendi sistemimiz üzerinden portföylerimizi inceleyebiliyor ve doğrudan teklif verebiliyor.

Danışmanlarımız da sahada sürekli olarak online sunumlar gerçekleştiriyor. Özellikle şehir dışında veya yurt dışında bulunan müşterilerimiz için bu sistem büyük bir kolaylık sağlıyor. Müşteri, konutu yerinde göremese bile danışmanımız aracılığıyla detaylı bir şekilde inceleyebiliyor, sorularını sorabiliyor ve karar sürecini online olarak ilerletebiliyor.

Burada marka gücümüzün de önemli bir avantaj olduğunu düşünüyorum. RE/MAX, dünya genelinde gayrimenkul sektörünün akla gelen ilk markalarından biri. Bu da müşterilerimizin online süreçlerde bize duyduğu güveni artırıyor.

Dolayısıyla bugün artık çok sayıda online sunum, kiralama ve satış işlemini gerçekleştirebiliyoruz. Dijitalleşme, özellikle şehir dışında veya yurt dışında yaşayan müşterilerimiz için gayrimenkul işlemlerini çok daha hızlı ve ulaşılabilir hale getirdi.

Evet bir de başarınızdan konuşalım. Bu genç yaşınızda 1 milyon dolar sınırını aşarak Remax'ın Hall of Fame ödülünü aldınız. Bu başarının sizce sırrı neydi?


Başarımızın sırrı, öncelikle işimi gerçekten severek yapmam. İşini sevmek çok farklı bir şey ama sürekli çalışmak, bu sevginin de zaman içerisinde daha da artmasına sebep oluyor.

Sektörde dokuzuncu yılımıza gidiyoruz. Biz gayrimenkul danışmanlığından geliyoruz. Parla’yı da gayrimenkul sektöründen elde ettiğimiz hizmet bedelleriyle kurduk ve bugün hâlâ yaşatıyoruz. Uzun süre daha da burada olacağız. Komisyon gelirlerimizle hayatımızı şekillendirmeye devam edeceğiz.

Bu sektöre girmek isteyen arkadaşlara şunu özellikle söyleyebilirim: Gayrimenkul danışmanlığı çalışmadan kazanabileceğiniz bir sistem değil. Ama çalışıp da para kazanmayan birini de gerçekten görmedik.

Uzun vadeli hedefler koyarsanız ve bu hedeflerin arkasında istikrarlı bir şekilde durursanız, her gün gayrimenkul danışmanlığının temel taşlarını ve rutinlerini eksiksiz yerine getirirseniz, başarı kaçınılmaz oluyor.

Bugün Samsun’da 35 yaşında bu başarıyı elde etmiş olmam nasıl takdir ediliyorsa, benden daha genç arkadaşların da bunu daha kısa sürede başarması kesinlikle hayal değil.

Yeter ki hayallerimizle hedeflerimiz aynı doğrultuda olsun.

Evet, peki sahada sizi en çok şaşırtan alıcı davranışı ne oldu? Gayrimenkul alım-satım süreçlerinde, karşılaştığınız ve “Bunu gerçekten beklemiyordum” dediğiniz durumlar yaşanıyor mu?

Tabii, çok fazla alıcıyla temas ettiğimiz için spesifik bir örnek vermek gerekirse; açıkçası alıcının aslında gerçek alıcı olmadığını sonradan fark ettiğimiz durumlar bizi zaman zaman oldukça şaşırtabiliyor.

Maneviyatı yüksek bir bölgedeyiz. Aileler arasında veya çiftler arasındaki rekabeti de zaman zaman çok fazla hissediyoruz. Bazen bir mülkün kimin için alındığını veya kimin adına satıldığını gerçekten anlayamadığımız durumlarla karşılaşabiliyoruz.

Burada müşteri gizliliği bizim için çok önemli bir kriter. Dolayısıyla özellikle ailelerle ilgili gerçekleştirilen satışlarda, zaman zaman bizi şaşırtan ve farklı durumlarla karşılaştığımızı söyleyebilirim.

Peki, Samsun’daki yatırımcıları Kıbrıs’a nasıl yönlendiriyorsunuz? Oradaki yatırım sürecini nasıl yürütüyor ve iş birliklerinizi nasıl gerçekleştiriyorsunuz? Özellikle Kıbrıs’a yatırım yapmak isteyen bir müşteriyi nasıl doğru projeye yönlendiriyorsunuz?

Kıbrıs, açıkçası bizim için Mayıs ayında açtığımız yeni bir pazar oldu. Konuşmamızın başında da belirttiğim gibi, özellikle Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında Samsun’daki satışların son iki yıldır düşüş gösterdiğini görüyoruz. Bu nedenle biz de öncelikle kendi yatırımımızı ve faaliyet alanlarımızı çeşitlendirmeye karar verdik. Ekip olarak 25 kişi Kıbrıs’a gittik ve Mayıs ayından bugüne kadar yaklaşık dört satış gerçekleştirdik.

Kıbrıs’a yatırımcı yönlendirirken öncelikle müşterimizin ne istediğini ve nasıl bir yatırım aradığını doğru analiz etmemiz gerekiyor. Turizm mi, gece hayatı mı, eğlence sektörü mü ilgisini çekiyor? Yoksa otel işletim sistemi içerisinde, kira garantili ve düzenli gelir sağlayan bir projeye mi yatırım yapmak istiyor? Girne’de mi, İskele’de mi, Esentepe’de mi yatırım yapmak istiyor? Bunların hepsi önemli.

Dolayısıyla öncelikle müşterimizin hayat tarzını, beklentilerini ve yatırım amacını analiz ediyoruz. Sonrasında ise yatırımın pound üzerinden yapılacak olması, poundun uzun vadeli değer artışı ve projelerin prim potansiyeli gibi konuları değerlendirerek müşterimizin doğru kararı vermesine yardımcı olmaya çalışıyoruz.

Özellikle Kıbrıs’taki kira garantili projelerde pound üzerinden kira geliri elde edilmesi önemli bir avantaj. Otel işletim sistemiyle çalışan projelerde müşteri, neredeyse hiçbir şeyle uğraşmadan net kira gelirini alabiliyor. Gelirin pound üzerinden olması da yatırımcı açısından farklı bir gelir modeli oluşturuyor.

Tabii burada karar vermek kolay değil. Kıbrıs bir ada ülkesi ve biz Samsun’dan müşterimizi deniz aşırı bir pazara götürüyoruz. Bu nedenle gerçekleştirdiğimiz tüm sunumlarda birebir kendimiz bulunuyoruz. Müşterimizin sürecin her aşamasında yanında oluyoruz.

Biz de firma olarak Kıbrıs’ta yatırım yapmayı ve oradaki faaliyetlerimizi geliştirmeyi planladık. Kendi yatırımımızı da oraya taşımamız, müşterilerimizin bize olan güvenini artıran önemli bir unsur oluyor. Sonuçta müşterimiz, “Sadece bana yatırım yaptırmıyorlar, kendileri de aynı pazara yatırım yapıyor.” diyebiliyor. Bunun da yatırım kararında ciddi anlamda güven oluşturduğunu düşünüyorum.:

Evet, artık sonlara geldik. Önümüzdeki dönemde gayrimenkul piyasası için beklentileriniz neler? Konut fiyatlarında, satışlarda ve yatırım talebinde nasıl bir tablo öngörüyorsunuz? Önümüzdeki dönemde piyasada bir hareketlenme bekliyor musunuz?

Açıkçası ben ülkemizde 2027 yılının ilk üç ayına kadar konut piyasasında ciddi bir hareketlenme beklemiyorum. Bu, yatırım yapmayacağız veya yatırım yapamayacağız anlamına gelmiyor. Ancak diğer yatırım araçlarının belli seviyelere gelmediği bir ortamda gayrimenkul sektörünün mevcut seyrinde devam edeceğini düşünüyorum.

Gecelik faizlerin, fonların, mevduat faizlerinin, altının ve dövizin yatırımcıya artık “buradan çıkıp başka bir yatırım aracına yöneleyim” dedirtecek seviyelere gelmesi gerekiyor. Bu gerçekleşmediği sürece gayrimenkul, yatırımcı açısından ikinci veya üçüncü seçenek olarak kalmaya devam edecek.

Tabii yıl sonuna doğru bir hareketlenme ihtimali var. Özellikle “Maliyetler daha fazla artmadan konut alayım, arsa alayım, kat karşılığı değerlendireyim.” diyen yatırımcılar olabilir. Aynı şekilde müteahhitler açısından da yeni vergisel dilimlere girmeden, yıl sonuna kadar inşaata başlama düşüncesi bir hareketlilik yaratabilir.

Ama genel itibarıyla önümüzdeki yaklaşık altı aylık süreçte piyasanın mevcut seyrinde devam edeceğini düşünüyoruz. Veriler de bunu gösteriyor. Gayrimenkul, reel anlamda yaklaşık yüzde 6 civarında bir değer kaybetti. Normalde yatırımcı açısından primlenme ve değer artışı dediğimiz durum bizi mutlu edebilir; ancak şu anda bu tablo satış ve karar verme noktasında alıcıyı oldukça frenliyor.

Dolayısıyla piyasada hem alıcı hem de satıcı tarafında bir bekleme süreci var. İnsanlar doğru zamanı kolluyor. Bu nedenle önümüzdeki yaklaşık altı aylık dönemde gayrimenkul piyasasının daha temkinli ve mevcut seyrinde ilerleyeceğini düşünüyorum.

Evet, son sorumuz da aslında tüm konuşmamızı bağlayan bir soru olsun. Bugün kendi parasını yatırmak isteyen bir yatırımcı size gelse ve “Konut mu alayım, arsa mı alayım, yoksa gayrimenkule başka bir şekilde mi yatırım yapayım?” diye sorsa, mevcut piyasa şartlarını da değerlendirerek nasıl bir yönlendirme yaparsınız? Sizin tercihiniz ne olurdu?

Şimdi, yatırımcının yatırımdan beklentisini bilmeden ona bir yatırım yaptırmak bizim için en tehlikeli alan. Özellikle kişi ilk arsasını veya ilk konutunu alacaksa burada çok daha dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü insanların gerçek anlamda ömürleri boyunca kazandıkları parayla yatırım yaptığı bir coğrafyada yaşıyoruz.

“Konut al” demek çok kolay. Ancak bunun karşılığında müşteriye, en azından öngördüğümüz seviyede bir kazanç potansiyeli sunabilmemiz ve yatırımı doğru şekilde analiz etmemiz gerekiyor. Bir müşterimize “Bu parayı buraya yatırmamız gerekiyor.” dediğimizde, biz mutlaka o yatırımın primlenmesini, değer artışını, enflasyon karşısındaki durumunu ve bölgedeki emsallerin değer kazanma hızını analiz ederek yatırım yaptırmaya çalışıyoruz.

Tabii gayrimenkul yatırımcıları da birbirinden farklı. Konut tarafında 50-60 tane konutu olan yatırımcılarımız var. Arsa tarafında 20-30 arsası bulunan yatırımcılarımız da var. Ama bu işe ilk kez yatırım yapacak, hayatında ilk konutunu veya ilk arsasını alacak müşterilerimiz de bulunuyor.

Burada önemli olan, müşterinin yatırımdan beklentisinin ne olduğunu doğru anlamak. Parasını belirli bir alanda tutarak güvenli bir yatırım mı yapmak istiyor, yoksa parasını değerlendirip daha yüksek bir getiri mi elde etmek istiyor? Öncelikle bunu belirlememiz gerekiyor.

Sonrasında aldığımız konutun veya arsanın, altın ve döviz karşısında ya da faiz ve mevduat faizi karşısında, orta vadede satacağımız süre içerisinde bize ne kazandıracağını mutlaka hesaplamamız gerekiyor.

Konut yatırımında ise ayrıca kira gelirini ve kira çarpanını mutlaka değerlendirmeliyiz. Yani aldığımız konutun kira geliriyle kendisini kaç yılda amorti edeceğini müşteriye matematiksel olarak anlatmamız gerekiyor.

Bence doğru yatırımın temelinde de bu var. Yatırımcıya sadece “Bu bölge değerlenir.” demek yerine, rakamlarla, verilerle ve alternatif yatırım araçlarıyla karşılaştırarak neden o yatırımı önerdiğimizi ortaya koymalıyız. Böylece doğru veya yanlış bir yatırım yaptığımızı tartıştığımızda ortada soru işareti kalmaz.

Son olarak, PM Dergi ve okurlarımız için duygu ve düşüncelerinizi de sizden dinleyelim. PM Dergi ile olan iş birliğiniz ve dergiyle ilgili düşünceleriniz neler?

PM Dergi’yi bence bölgemizin en iyi, en kaliteli ve en çok okunan dergilerinden biri olarak görüyorum. Aynı zamanda en fazla noktaya ulaşan, geniş bir okuyucu kitlesine sahip bir yayın olması da bizim için çok değerli.

Biz de PM Dergi ile çalışmaktan ve bu süreç içerisinde güzel bir dostluk kurmuş olmaktan gerçekten çok mutluyuz. Derginin, firmamızın gerçek anlamda ivme kazanmasına ve daha geniş kitlelere ulaşmasına önemli bir katkısı oldu. Yaptığımız yatırımın karşılığını PM Dergi’den fazlasıyla aldığımızı düşünüyorum.

Sadece Samsun’da değil, artık Karadeniz Bölgesi genelinde de adını duyurmuş bir derginin bizimle bu kadar yakın olması ve gerektiğinde bir telefon kadar ulaşılabilir olması bizi ayrıca mutlu ediyor.

Yaklaşık iki yıldır güzel çalışmalara birlikte imza atıyoruz. Bundan sonra da çok uzun süre birlikte çalışmaya devam edeceğimizi düşünüyorum.

Son olarak, dergi alanında yatırım yapmak ve markasını daha geniş kitlelere ulaştırmak isteyen tüm firma sahibi dostlarıma PM Dergi ile mutlaka çalışmalarını tavsiye ediyorum.


playmedya

Haber Yazarı

playmedya Samsundan haberler sitemizde deneyimli yazarlarımızdan biridir. Güncel haberleri ve analizleriyle okuyucularımıza kaliteli içerik sunmaktadır.

Benzer Haberler

Güvenle Yükselen 45 Yıllık Bir Hikâye Ekonomi
Güvenle Yükselen 45 Yıllık Bir Hikâye

...

21.09.2026 Oku
BİM BANKA KURDU YENİ DOSTUNUZ GELİYOR ! Ekonomi
BİM BANKA KURDU YENİ DOSTUNUZ GELİYOR !

...

21.09.2026 Oku
BAK SEN FİLEYE Ekonomi
BAK SEN FİLEYE

...

19.09.2026 Oku
Akaryakıtta Zam Dalgası Sürüyor: Motorine 4,62 TL Zam Bekleniyor Ekonomi
Akaryakıtta Zam Dalgası Sürüyor: Motorine 4,62 TL Zam Bekleniyor

...

16.09.2026 Oku