Bu bir alarmdır…
Bir okul… güvenin adresi olmalıydı.
Ama bugün bir okul, korkunun adresi oldu.
Şanlıurfa’da bir eğitim kurumuna, o okuldan mezun bir gencin silahla girerek ateş açması…
Bu sadece bir güvenlik zafiyeti değildir.
Bu, çok daha derin bir kırılmanın göstergesidir.
Çünkü bu olayın en acı tarafı şudur:
Şiddeti uygulayan da bir zamanlar o sıralarda oturan bir öğrenciydi.
OKUL, EN GÜVENLİ YER OLMALIYDI
Bizler çocukları okula gönderirken neye güveniyoruz?
Bir öğretmenin şefkatine, bir yöneticinin sorumluluğuna, bir sistemin koruyuculuğuna…
Ama bugün görüyoruz ki;
okul kapıları sadece bilgiye değil, tehlikeye de açık bırakılmış.
Bir çocuğun korkarak kaçtığı koridor,
bir öğretmenin hayatından endişe ettiği sınıf…
Bunlar bir ülkenin asla normalleştirmemesi gereken görüntülerdir.
ŞİDDETİN KAYNAĞINI GÖRMEK ZORUNDAYIZ
Bu olay sadece “bir saldırı” değildir.
Aynı zamanda şu sorunun cevabıdır:
Biz nerede eksik kaldık?
Bir çocuk nasıl olur da eline silah alacak noktaya gelir?
Hangi duygular, hangi ihmaller, hangi sessizlikler onu buraya taşır?
Şiddet bir anda ortaya çıkmaz.
Birikir. Büyür. Görmezden gelindikçe güçlenir.
Ama bu, asla mazur görülemez.
Tam aksine, daha erken görmemiz gerektiğini hatırlatır.
ARTIK SADECE EĞİTMEK YETMEZ, KORUMAK ZORUNDAYIZ
Bugün açıkça konuşmalıyız:
- Okul girişleri ne kadar güvenli?
- Güvenlik önlemleri gerçekten yeterli mi?
- Riskli davranışlar zamanında fark ediliyor mu?
- Psikolojik destek mekanizmaları aktif mi?
Eğitim kurumları sadece bilgi aktaran yerler değildir.
Orası bir çocuğun kendini güvende hissettiği yerdir.
Ve güven yoksa, eğitim de yoktur.
BİR OKUL KURUCUSU OLARAK SORUMLULUĞUMUZ
Ben bir eğitimciyim.
Ama aynı zamanda bir okul kurucusu olarak şunu çok net biliyorum:
Bir çocuğun güvenliği, hiçbir koşulda ikinci plana atılamaz.
Okul;
çocuğun kendini güvende hissettiği,
ailenin gözünü arkada bırakmadığı,
öğretmenin korkmadan var olabildiği yer olmalıdır.
Eğer bir okulda korku varsa,
orada önce güven yeniden inşa edilmelidir.
BU BİR ALARMDIR
Bu olay sadece bir haber değildir.
Bu, hepimiz için bir uyarıdır.
Daha güçlü güvenlik sistemleri,
daha yakından takip edilen öğrenciler,
daha fazla psikolojik destek,
ve gerçek bir okul-aile iş birliği artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Çünkü mesele sadece bir okul değil…
bir neslin güven duygusudur.
Ayşegül Varol
Kurucu / Eğitimci
Özel Kültürlü Gelecek Okulları