Şehirler sadece yolları, binaları, meydanları ya da doğal güzellikleriyle anılmaz. Bir şehri asıl değerli kılan, yetiştirdiği insanlardır. Sanatçılar, yazarlar, şairler, tiyatrocular ve düşünce insanları; bir kentin en güçlü tanıtım yüzleri, en kalıcı miraslarıdır.
Bazı şehirler bu gerçeğin farkındadır. Yetiştirdikleri değerleri sahiplenir, isimlerini yaşatır, gelecek nesillere aktarır. Sokaklara, caddelere, kültür merkezlerine onların adlarını verir. Çünkü bilirler ki bu isimler, o şehrin hafızasıdır.
Ancak ne yazık ki bazı şehirler bu konuda aynı hassasiyeti gösteremez. Kimi zaman siyasi görüşleri, kimi zaman ideolojik tartışmalar öne çıkarılır ve sanatçıların ortaya koydukları eserlerin önüne geçirilir. Oysa sanatçının hangi görüşten olduğuna toplum yıllar önce karar vermemiş midir?
Bugün hâlâ milyonlarca insan Kemal Sunal'ın filmlerini izliyor, Levent Kırca'nın skeçlerini hatırlıyor. İzlerken ya da gülerken kimse "sağcı mıydı, solcu muydu?" diye sormadı. Çünkü sanat, siyasetin çok ötesinde bir ortak değer oluşturdu.
Peki Samsun bu konuda nerede duruyor?
Bana göre Samsun, sahip olduğu kültürel zenginliği yeterince değerlendiremeyen şehirlerin başında geliyor. Bedri Koraman, Levent Kırca, Ferhan Şensoy, Cemal Safi, Neyzen Tevfik... İlk akla gelen isimler bunlar. Üstelik popüler kültürün ünlülerini bu listeye dahil etmiş bile değilim. Samsun, sanat ve edebiyat alanında son derece bereketli bir şehir.
Fakat dönüp baktığımızda, Türkiye'nin tanıdığı ve saygı duyduğu bu isimlerin adlarının yaşatıldığı kaç eser görüyoruz? Kaç kültür merkezi onların ismini taşıyor? Kaç cadde, kaç sokak bu değerlerimizin adını yaşatıyor?
Neden bir Ferhan Şensoy Kültür Merkezi yok?
Neden bir Levent Kırca Sokağı yok?
Neden bir Bedri Koraman Sanat Atölyesi yok?
Hatta öyle ki, Samsun'un yetiştirdiği Neyzen Tevfik'i bile başka şehirler sahiplenmiş durumda. Bugün birçok kişinin aklına Neyzen Tevfik denince Bodrum geliyor.
Oysa şehirler, yetiştirdikleri değerleri unutursa zamanla kendi hafızalarını da kaybederler. Yapılan kütüphanelere, kültür merkezlerine, sanat atölyelerine bu isimlerin verilmesi sadece bir vefa örneği değildir; aynı zamanda gelecek nesillere bırakılacak kültürel bir mirastır.
Bugün bir çocuğun Ferhan Şensoy'un adını bir kültür merkezinde görmesi, Levent Kırca'nın adını bir sokakta okuması ya da Bedri Koraman'ın ismini bir sanat atölyesinde duyması; merak etmesine, araştırmasına ve o değerleri tanımasına vesile olacaktır.
Şehirlerin geleceği, geçmişine gösterdiği saygıyla şekillenir. Samsun'un da yetiştirdiği sanatçıları, şairleri, yazarları ve kültür insanlarını daha fazla sahiplenmesi gerekiyor. Çünkü onlar sadece ailelerinin değil, sadece sanat dünyasının değil; bu şehrin ortak hafızasının ve en değerli markalarının bir parçasıdır.
Hakan Kaya
samsundanhaberler / Pm dergi GYY