Türk milleti 30 Ağustos zaferi sayesinde özgürlüğüne ve bağımsızlığına kavuşmuştur. Tam bağımsız ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti bu zaferin eseridir. Bu zafer, sadece Türk ulusunu bağımsızlığına ve özgürlüğüne kavuşturan bir zafer değil, aynı zamanda bütün mazlum uluslara özgürlük ve bağımsızlık yolunu açan büyük bir zaferdir.
Türk milleti 30 AÄŸustos zaferi sayesinde özgürlüÄŸüne ve bağımsızlığına kavuÅŸmuÅŸtur. Tam bağımsız ve çaÄŸdaÅŸ Türkiye Cumhuriyeti bu zaferin eseridir. Bu zafer, sadece Türk ulusunu bağımsızlığına ve özgürlüÄŸüne kavuÅŸturan bir zafer deÄŸil, aynı zamanda bütün mazlum uluslara özgürlük ve bağımsızlık yolunu açan büyük bir zaferdir.

Bu zaferin kazanılmasının temelinde Atatürk’ün bilimsel düÅŸünce biçimi vardır.
Atatürk zaferin hazırlıklarına 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkar çıkmaz yerel ve bölgesel direniÅŸleri ulusal boyutta örgütlü bir halk direniÅŸine dönüÅŸtürmeye çalışarak baÅŸladı. Bunun için davasının haklılığına ve halkına güvendi. Gücünü haklı olmaktan ve halka dayanmaktan aldı
Atatürk, bu zafere giden yolun her aÅŸamasında “duygularla” ve “tutkularla” deÄŸil “akılla” hareket edilmesi gerektiÄŸini belirtti. DüÅŸmana saldırmak için verilmiÅŸ kesin kararı uygulamadan önce “üç savaÅŸ aracı” diye adlandırdığı meclisi, milleti ve orduyu hazırlamak zorunda olduÄŸunu belirti. O; milletin, meclisin ve ordunun oluÅŸturduÄŸu cepheye “iç cephe” diyordu: “Temel olan iç cephedir. Bu cephe bütün yurdun, bütün milletin meydana getirdiÄŸi cephedir. Görünürdeki cephe ise, doÄŸrudan doÄŸruya ordunun düÅŸman karşısındaki silahlı cephesidir. Bu cephe sarsılabilir, deÄŸiÅŸebilir, yenilebilir; ama bu durum hiçbir zaman bir milleti bir ülkeyi yok edemez. Önemli olan, ülkeyi temelinden yıkan, milleti tutsak ettiren iç cephenin düÅŸmesidir…” Büyük zafer, Atatürk’ün “üç savaÅŸ aracı” dediÄŸi “milleti”, “meclisi” ve “orduyu” iyi hazırlamasında ve “iç cepheyi” olabildiÄŸince güçlendirmesiyle kazanılmıştır.
Üzülerek belirtmek isterim ki bugün bu iç cephe sarsılmıştır.
Bu büyük savaşın kahramanı aslında bir barış sevdalısıydı.“SavaÅŸ zorunlu olmalı. Hakiki kanaatim ÅŸudur: Ben milleti savaÅŸa götürünce vicdanımda azap duymamalıyım. ‘ÖldüreceÄŸiz’ diyenlere karşı ‘ÖlmeyeceÄŸiz’ diye savaÅŸa girebiliriz. Lâkin millet hayatî tehlikeye maruz kalmadıkça, savaÅŸ bir cinayettir.” diyordu.
İşte KurtuluÅŸ Savaşı, Türkiye için “millet hayatının tehlikeye maruz kaldığı” bir savaÅŸtır. Bu savaÅŸ Türk milleti için “haklı” ve “meÅŸru” bir savaÅŸtır. Buna raÄŸmen Atatürk, Büyük Taarruz öncesinde bir kere daha diplomasiyi denedi. Bu kapsamda önce Mart 1922’de DışiÅŸleri Bakanı Yusuf Kemal Bey'i (TengirÅŸek), Temmuz 1922’de de İçiÅŸleri Bakanı Fethi Bey’i (Okyar) Avrupa baÅŸkentlerine gönderip savaÅŸsız antlaÅŸma yolunu aradı. Ancak bakanların Paris ve Londra’daki görüÅŸmeleri sonuçsuz kaldı. Fethi Bey, Paris ve Londra görüÅŸmelerinden sonra hükümete verdiÄŸi raporda ÅŸöyle diyordu: “Milli amaçlarımızın elde edilebilmesi ancak askeri hareketlerle mümkün olabilecektir. BaÅŸka incelemeye baÅŸka yoruma gerek yoktur.”

Atatürk, 30 AÄŸustos 1924’te Dumlupınar’da, yaptığı konuÅŸmada, Büyük Zafer’in üç büyük amaca hizmet ettiÄŸinin altını çizmiÅŸti. Birincisi ulusal egemenlik, ikincisi çaÄŸdaÅŸlaÅŸma, üçüncüsü de ekonomik bağımsızlık.
Bugün ulusal egemenliÄŸimiz zedelenmiÅŸtir, çaÄŸdaÅŸlaÅŸma hedefinden gittikçe uzaklaÅŸmaktayız, ekonomik bağımsızlığımız tartışılır durumdadır.
Atatürkçü DüÅŸünce DerneÄŸi Samsun Åžubesi olarak her zaman Atatürk’ün ‘’Yurtta Barış Dünyada Barış’’ ilkesini savunacağımıza, haksızlığa ,hukuksuzluÄŸa, adaletsizliÄŸe, yalana, talana ve tacizcilere karşı mücadelemizi sürdüreceÄŸimize söz veriyoruz.
30 AÄŸustos Zaferi’nin 102.yılında Büyük Önder Mustafa Kemal ATATÜRK ve zaferin kahramanlarını saygı ve minnetle anıyorum.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
Birol YELEKİN
ADD Samsun Şube Başkanı