Cumhuriyet yalnızca bir yönetim biçimi değildir; bir uyanıştır, bir kadının sesi, bir ülkenin yeniden doğuşudur. Bir zamanlar susturulmuş, görünmez kılınmış kadınlar; Cumhuriyet’le birlikte var olmuş, yaşamın her alanına kendi rengini, bilgisini, emeğini katmıştır.
Mustafa Kemal Atatürk, “Yeryüzünde gördüğünüz her şey kadının eseridir.” derken, aslında Cumhuriyet’in en sessiz ama en güçlü mimarını işaret ediyordu: Türk kadını. Okula giden her kız çocuğu, kalemini yalnız kendisi için değil, bir milletin geleceği için tutmuştur. O günden bu yana her harf, her kitap, her eğitim yolculuğu kadının elinde bir devrime dönüşmüştür.
Biz eğitimciler biliyoruz ki; Cumhuriyet’in asıl temeli meclis binasında değil, sınıflarda atılmıştır. Bir kız çocuğunun gözlerindeki ışıkta, bir öğretmenin emeğinde, bir annenin umudunda yaşar Cumhuriyet. Ve bizler, bu emaneti taşırken biliyoruz ki, eğitimin aydınlığı olmadan özgürlük tam olmaz; kadınların sesi duyulmadan hiçbir gelecek tam olmaz.
Kültürlü Gelecek Okulları olarak biz, her çocuğun eğitim yolculuğunda Cumhuriyet’in eşitlik, özgürlük ve umut ilkelerini yaşatmayı görev biliyoruz. Çünkü biz inanıyoruz: Cumhuriyet kadının kaleminde, öğretmenin nefesinde, çocuğun düşlerinde yaşar.
Cumhuriyet ışığı kadınla başlar, eğitimle sonsuza uzanır.