Reggio Emilia felsefesinden aldığı ilhamla okul öncesi eğitimde taktir gören işlere imza atan Dilek Akyürek, yepyeni projesiyle de çocukların hayatına dokunmaya hazırlanıyor. 2007 yılından bu yana okul öncesi eğitime gönül veren eğitimci Dilek Akyürek; tüm tecrübesini paylaşmak için, Dilek Akyürek Eğitim Kurumları çatısı altında franchising vermeye başlıyor. Okul öncesi eğitim sektörüne gönül veren ya da çocukların hayatına en doğru şekilde dokunmak isteyen kuruculara ışık tutmak istediğini için, franchising projesine adım attığını söyleyen Akyürek ve minik kalplerdeki sihirli dokunuşları sizlerle…
PM: Merhaba Dilek Hanım. Samsun’da önemli işlere imza atan bir eğitim gönüllüsü olarak sizi çok iyi tanıyoruz fakat henüz sizinle tanışmamış olanlar için kendinizden biraz bahseder misiniz?
DİLEK AKYÜREK: Tabii ki. 2007 yılından bu yana, okul öncesi eğitimde çalışmalar yapıyorum. 18 yıl önce sevgili oğlum için hayalimdeki anaokulunu açmaya karar vermemle başladı serüvenim. Eğitimin bitmek bilmeyen bir yolculuk olduğu inancından hareketle, değişen ve gelişen dünyada, öğrencilerimize en doğru dokunuşları yapabilmek adına birçok eğitim aldım. Aldığım eğitimleri anne şefkati ile yoğurarak, binlerce çocuğun yüreğine dokundum. Dilek Akyürek Eğitim Kurumları çatısı altında bulunan Öykü Adası ve Remida Anaokullarımızda, çocuklarımızın eğitimini en iyi şekilde desteklemek ve onları değişen dönüşen hayata hazırlamak adına çalışmalar yapıyorum. Bunun yanı sıra Dilek Akyürek Eğitim Kurumları markası ile eğitime gönül veren kuruculara danışmanlık hizmeti veriyorum.
PM: Remida ve Öykü Adası Anaokulları’nı özel kılan nedir?
DİLEK AKYÜREK: Okullarımızda öğretmenin değil, çocuğun merkezde olması göze çarpıyor. Çocukluğun tekrarı yok; çocuklarımız, yaşlarının getirdiğini doyasıya yaşasınlar istiyoruz. Çocukları bilgi ile doldurmak değil derdimiz; öğrenmeyi sevsinler, meraklarını yitirmesinler, kendi meraklarının peşine düşsünler… Biz herhangi bir şey öğretme telaşında değiliz; çocukları çocukluklarıyla baş başa bırakıyoruz, gerisi geliyor.

Çatısı gökyüzü olan okullarımızda; her bir taş, her bir yaprak ve her bir böcek, çocukların öğrenme yolculuğunda birer öğretmendir. Okullarımızda gezerken; çocuklarımızın birlikte çalıştığına, yeni uygulamaları denediklerine, meraklarının peşinden koştuklarına, çekinmeden soru sorduklarına ve yanılmaktan çekinmediklerine mutlulukla şahitlik edebiliyoruz. En anlamlı öğrenme, deneyimleyerek edinilir. Bazı şeyler öğretilemez, çocukların deneyimlenmeleri gerekir. Bunun için, kurumlarımızda sadece öğrenme değil; deneyimleme fırsatı da sunuyoruz. Kurumlarımızda eğitim alan çocuklarımız, okul ortamında kısıtlanmamıştır ve yerel topluluk içindeki gerçek yaşam deneyimlerini, keşfetme ve kazanma fırsatına sahip olarak yetişir.
Çocukluğun ilk yılları çok değerli olduğu için, öğretmenlerimize en yüksek eğitim kalitesini sağlamak adına mesleki gelişim adımları da atıyoruz. Dilek Akyürek Eğitim Kurumları öğretmenleri, yıl içinde 18 farklı eğitime katılmakta, sürekli kendini yenilemekte ve gelişmektedir. Bu da Remida ve Öykü Adası’nı farklı kılan etkenlerin başında gelmektedir.
PM: Kurumlarınızda, yetenek analizi yaptığınız çalışmanızla Samsun’da bir ilke imza attınız. Yaptığınız çalışma hakkında bilgi verir misiniz?
DİLEK AKYÜREK: Kurumlarımızda; çocuklarımızın yetenekleri, kişilik özellikleri ve zeka alanları hakkında rapor sunan milli ve yerli yazılım programını kullanarak, parmak izi desen analizi yapıyoruz. Bu program; TEKNOKENT’te geliştirilmiş, TEKNOFEST gibi etkinliklerde üç ödül kazanmıştır. Doğuştan gelen yetenekleri açığa çıkaran bu yazılım ile çocuklarımızın yetenek türüne göre spor, sanat ve mesleki kariyer planlaması yapabiliyoruz.
PM: Dilek Akyürek Eğitim Kurumları’nda Reggio Emilia felsefesinden ilham alıyorsunuz. Reggio Emilia ilhamlı okulların özellikleri nelerdir?
DİLEK AKYÜREK: Reggio Emilia yaklaşımı, bir eğitim sisteminden çok daha fazlasıdır. Düzen, estetik ve işbirliği Reggio okullarında çok önemlidir. Sanatın farklı türlerinde yapılan çalışmalardan, çocukların özgürce seçebilecekleri çok çeşitli materyalin sınıfta bulunmasından, çocuğun doğada vakit geçirebileceği açık oyun hava mekanlarının varlığından etkileniyorsanız, çocuklar aynı anda özgürce seçtikleri etkinliklerde bağımsız olarak çalışabiliyorsa, duvarlarda çocukların öğrenme süreçlerine dair çeşitli resimler, metinler görüyorsanız bir Reggio okulundasınız demektir.
PM: Peki, Reggio Emilia eğitimcilerinin öğrencilere yaklaşımı nasıldır?
DİLEK AKYÜREK: Reggio Emilia yaklaşımından ilham alan felsefesi ile eğitilen eğitimcilerimiz, çocuğun potansiyeline inanır. Çocukların fikirlerini, bakış açılarını ve öğrenme deneyimlerine katılımlarını hayranlıkla izlerler. Eğitimcilerimiz; çocuğun düşünme ve öğrenme süreçleri hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için, mesleki gelişmeyi ilke edinirler.
Reggio Emilia öğretmenlerinin, çocukların araştırmalarına yardım etme ve çocukları dokümantasyonla destekleme görevleri bulunur. Bu görevi yerine getirebilmek için, öğretmenlerin çocukları dikkatle dinlemeleri gerekir. Reggio Emilia yaklaşımına göre öğretmenler, çocukları “dinlerken” onlara bütün dikkatlerini verir. Diğer taraftan da dinlediklerini kaydeder ve dokümantasyona aktarır. Böylece gözlemlediklerini ve dinlediklerini çocuklarla paylaşır, ileride ne yapabileceklerine beraberce karar verirler. Bu süreci betimlerken Reggio eğitimcileri, “çocuğun attığı topu yakalamak ve oyunu devam ettirmek için ona geri atmak” metaforunu kullanırlar. Yani çocuktan alır ve çocuğa geri verirler. Dolayısıyla, Reggio sınıflarında öğretmenler, “sınıfın hakimi” değil, “çocukların işbirlikçisi” olurlar.
PM: Yıllardır okul öncesi eğitimde önemli çalışmalar yapıyorsunuz. Önümüzdeki günlerde hayata geçirmek istediğiniz projeleriniz neler?
DİLEK AKYÜREK: Önümüzdeki günlerde, Dilek Akyürek Eğitim Kurumları olarak franchising vermeyi planlıyorum. Çocuklarımızın hayatına en doğru şekilde dokunabilmek adına yıllardır çok emek verdim, bunun için hala var gücümle çalışıyorum. İstiyorum ki okul öncesi eğitim sektöründe olanlara, tecrübem ışık olsun; onlar da Dilek Akyürek Eğitim Kurumları işbirliği ile eğitime önemli katkılar sunsun.
PM: Son olarak neler söylemek istersiniz?
DİLEK AKYÜREK: Öncelikle, okuyucularınıza sevgilerimi iletiyorum. Çatısı gökyüzü olan daha nice okullarımızda; ne istediğini bilen, çağa ayak uyduran, etik ve ahlaki değerlere sahip özgür çocuklar yetiştirmeyi diliyorum.