BİR ÖĞRETMENİ KAYBETTİK.
ASIL KAYBIMIZ GÜVEN Mİ?
Bir öğretmen, kendi öğrencisi tarafından hayatını kaybetti. Bu yalnızca bir cinayet değil; bu, eğitim sisteminin, aile yapısının ve toplumsal iklimimizin verdiği en yüksek sesli alarmdır.
Bu olay bir istatistik değil. Bir haber başlığı hiç değil.
Bir öğretmen sınıfında, öğrencisinin şiddetiyle hayattan koparıldı. Eğer bir öğretmen kendi öğrencisinden korkmak zorunda kalıyorsa, orada sadece bireysel bir sorun yoktur. Orada sistemsel bir kırılma vardır.
Ve o kırılma, hepimizin sorumluluğudur.
Ziller Kimin İçin Çalıyor?
Her sabah okullarda ziller çalıyor. Ders başlıyor. Gelecek inşa ediliyor.
Ama bu kez bir zil, kaybın sesi oldu.
Bir öğretmeni kaybetmek; bir rehberi, bir rol modeli, bir vicdanı kaybetmektir. Bu kayıp yalnızca bir aileyi değil, bir nesli etkiler.
Asıl Sorun Nerede?
Artan şiddet dili, normalleşen öfke, dijital dünyanın kontrolsüz etkisi ve aile-okul bağının zayıflaması…
Çocuklarımız sadece akademik baskı taşımıyor; duygusal yük, değersizlik hissi ve yönsüzlük de taşıyor.
Biz başarı grafikleri çizerken, onların ruh grafiklerini ihmal ediyor olabilir miyiz?
EÄŸitim Sadece Ders DeÄŸildir
Eğitim; matematik öğretmek kadar duygu regülasyonu öğretmektir.
Sınav kazandırmak kadar karakter inşa etmektir.
Disiplin saÄŸlamak kadar empati geliÅŸtirmektir.
Şiddet bir sonuçtur. Sebep ise çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve ihmal edilmiş duygulardır.
Çözüm Cesaret İster
Çözüm; öğretmeni yalnız bırakmamaktır.
Çözüm; rehberlik sistemlerini güçlendirmektir.
Çözüm; aile ile okul arasında gerçek bir iş birliği kurmaktır.
Eğer bir toplum öğretmenini koruyamıyorsa, geleceğini de koruyamaz.
Ziller sadece ders için çalmıyor olabilir.
Belki de bir uyanış için çalıyor.
Eğitim kazanmalı. Şiddet değil.
Çünkü savaşın kazananı yoktur.
Ama eğitimin kazananı bir nesildir.
Ayşegül Varol
Kültürlü Gelecek Okulları Kurucusu
Eğitimci | Danışman