DOLAR 48,82 ▲ %+0,00 EURO 56,01 ▲ %+0,00 STERLIN 65,29 ▲ %+0,00 ALTIN 6.800 ▲ %+0,00 GUMUS 103,45 ▲ %+0,00 BITCOIN 4.203.109 ▲ %+0,00
Gündem

Bir Çocuk Silaha Ulaşabiliyorsa, Hepimizin Sorması Gereken Sorular Var

Haberi dinleyebilirsiniz
Bir Çocuk Silaha Ulaşabiliyorsa, Hepimizin Sorması Gereken Sorular Var

15 yaşında bir çocuk.

Elinde silah.

Yaralanan başka çocuklar…

Manisa’da yaşanan bu olay, yalnızca bir asayiş haberi olarak görülüp birkaç gün sonra unutulmamalı. Çünkü karşımızda sadece “Bir çocuk neden bunu yaptı?” sorusu yok. Çok daha büyük ve hepimizi ilgilendiren sorular var.

15 yaşındaki bir çocuk silaha nasıl ulaşabiliyor?

Bir çocuk yaşadığı öfkeyi neden konuşarak değil, şiddetle çözebileceğini düşünüyor?

Ve biz yetişkinler, bir çocuk bu noktaya gelene kadar neleri göremiyoruz?

Yıllardır çocuklarla, gençlerle, öğretmenlerle ve velilerle aynı dünyanın içindeyim. Şunu çok net görüyorum: Çocukların yaşadığı sorunları küçümsemek, “Çocuktur, geçer.” demek artık kabul edilebilir değil.

Bizim için küçük görünen bir arkadaşlık meselesi, dışlanma, akran çatışması, reddedilme ya da duygusal bir problem, bir ergenin dünyasında çok daha büyük anlamlar taşıyabiliyor.

Elbette her öfke şiddete dönüşmez, her akran çatışmasının sonu böyle olmaz. Ancak çocuklarımıza öfkelendiklerinde ne yapacaklarını, reddedilmeyle nasıl baş edeceklerini, çatışmaları nasıl yöneteceklerini ve yardım istemenin güçsüzlük olmadığını öğretmek zorundayız.

Silaha erişim.

Bir çocuğun ateşli silaha ulaşabilmesi başlı başına üzerinde durmamız gereken ciddi bir mesele. Evde, çevrede ya da başka bir yerde bulunan silahların çocukların erişemeyeceği şekilde güvenli tutulması yalnızca bireysel bir tedbir değil, hayati bir sorumluluktur.

Çünkü bazen birkaç dakikalık kontrolsüz öfke geçer; ama o birkaç dakikada kullanılan bir silahın sonucu bir ömür boyunca geçmez.

Okul güvenliği sadece okulun kapısında başlamaz

Okul güvenliği denildiğinde çoğu zaman aklımıza kameralar, güvenlik görevlileri, okul girişleri ve alınan fiziksel tedbirler geliyor.

Bunların hepsi önemli. Fakat bana göre gerçek okul güvenliği bundan çok daha önce başlıyor.

Bir öğretmenin öğrencisindeki değişimi fark etmesiyle…

Bir rehber öğretmenin çocuğu gerçekten dinlemesiyle…

Bir anne ya da babanın “Bugün okul nasıldı?” diye sormasının ötesine geçip çocuğunun verdiği cevabı gerçekten duymasıyla…

Bir öğrencinin arkadaşındaki ciddi bir değişikliği gördüğünde bunu güvenebileceği bir yetişkinle paylaşabilmesiyle…

Güvenli okul, yalnızca kapısından tehlikenin giremediği okul değildir. Çocuğun korkmadan konuşabildiği, yardım isteyebildiği, görüldüğünü ve duyulduğunu hissettiği okul da güvenli okuldur.

Karneler kadar duyguları da okumalıyız

Biz eğitimciler yıllarca sınavları, notları, başarıyı, liseleri ve üniversiteleri konuştuk. Elbette akademik başarı eğitimin önemli bir parçası.

Ama bugün artık çocuklarımıza matematik, Türkçe, fen öğretmek kadar; öfkeyle baş etmeyi, empati kurmayı, sınırları kabul etmeyi, reddedilmeyi yönetebilmeyi, problem çözmeyi ve duygularını doğru biçimde ifade etmeyi de öğretmek zorundayız.

Bir çocuğun yalnızca notlarındaki düşüşü değil, davranışlarındaki değişimi de fark etmeliyiz.

Birden içine kapanıyorsa, sürekli öfkeleniyorsa, şiddeti normalleştiren ifadeler kullanıyorsa, arkadaşlarıyla ciddi çatışmalar yaşıyorsa bunu hemen bir tehlike işareti olarak damgalamadan ama aynı zamanda “ergenliktir, geçer” diyerek de görmezden gelmeden yaklaşmalıyız.

Bazen bir çocuğa zamanında sorulan samimi bir “İyi misin?” sorusu bile tahmin ettiğimizden çok daha kıymetlidir.

Çocuğu kimin yetiştirdiğini tartışmak yerine birlikte yetiştirmeliyiz

Böyle olayların ardından aile okulu, okul aileyi, toplum sistemi suçlamaya başladığında çözümden uzaklaşıyoruz.

Çünkü çocuklarımız yalnızca ailelerin ya da yalnızca okulların sorumluluğunda değil.

Aile, okul, öğretmen, rehberlik sistemi, kamu kurumları ve toplum aynı zincirin halkalarıdır. Bir halka sorumluluğunu diğerine bıraktığında oluşan boşlukta yine çocuklar kalıyor.

Bu nedenle okul güvenliğini sadece güvenlik tedbirleri üzerinden değil; önleyici rehberlik, güçlü aile-okul iletişimi, akran ilişkilerinin takibi, çocukların duygusal gelişimi ve risklerin erken fark edilmesi üzerinden de konuşmak zorundayız.

Manisa’da yaşanan olayın ardından yaralanan çocuklara ve ailelerine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Ama artık yalnızca “geçmiş olsun” demek yetmiyor.

Bir sonraki olayın ardından yine aynı cümleleri kurmamak için bugün sormamız gereken sorular var:

Çocuklarımız silaha nasıl ulaşıyor?

Öfkelerini nasıl yönetiyorlar?

Okullarımızı ve okul çevrelerini nasıl daha güvenli hâle getirebiliriz?

Bir çocuğun yardım çağrısını daha erken nasıl fark edebiliriz?

Ve belki de en önemlisi: Çocuklarımız yardım istemek istediklerinde karşılarında onları gerçekten dinleyecek bir yetişkin bulabiliyorlar mı?

Çünkü eğitim yalnızca çocukları sınavlara ve geleceğe hazırlamak değildir.

Eğitim, her şeyden önce çocuğu korumak, ona kendisini ifade edebileceği güvenli bir alan açmak ve hayatın sorunlarını şiddete başvurmadan çözebilecek becerileri kazandırmaktır.

Bir sonraki olaydan sonra üzülmek yerine, bir sonraki olayı önlemek için bugünden konuşmalıyız.



Ayşegül Varol

Özel Kültürlü Gelecek Okulları Kurucusu

Eğitimci / Girişimci / Danışman



playmedya

Haber Yazarı

playmedya Samsundan haberler sitemizde deneyimli yazarlarımızdan biridir. Güncel haberleri ve analizleriyle okuyucularımıza kaliteli içerik sunmaktadır.

Benzer Haberler

Son seneler de herkesin belirttiği gibi Mavi ile Yeşilin Arasında, Markalaşamayan Bir Gıda Şehri mi? Gündem
Son seneler de herkesin belirttiği gibi Mavi ile Yeşilin Arasında, Markalaşamayan Bir Gıda Şehri mi?

...

21.09.2026 Oku
Türkiye'de 2026'nın en çok kazandıran meslekleri belli oldu Gündem
Türkiye'de 2026'nın en çok kazandıran meslekleri belli oldu

...

15.09.2026 Oku
Samsunspor’dan 17 ilçedeki öğrencilere anlamlı destek Gündem
Samsunspor’dan 17 ilçedeki öğrencilere anlamlı destek

...

15.09.2026 Oku
Turgutluspor’da Tarihi Atama: İlk Kadın Teknik Direktör Zeynep Mestan Gündem
Turgutluspor’da Tarihi Atama: İlk Kadın Teknik Direktör Zeynep Mestan

...

09.09.2026 Oku