Son dönemde seçimlerle ilgili en çok tartışılan başlıklardan biri de belediye başkanlarının seçildikleri partiden ayrılarak başka bir partiye geçmesi oldu. Özellikle bir partinin logosu ve seçmen desteğiyle göreve gelen isimlerin, görev süresi devam ederken farklı bir siyasi partiye katılması kamuoyunda “etik mi değil mi?” sorusunu yeniden gündeme taşıyor.
Vatandaşların bir bölümü, belediye başkanlarının sadece kişisel kimlikleriyle değil aynı zamanda partilerinin politikalarıyla oy aldığını savunuyor. Bu görüşe göre seçmenin sandıkta verdiği karar sadece adaya değil aynı zamanda partiye yönelik oluyor. Bu nedenle seçimden sonra yaşanan parti değişikliklerinin seçmenin iradesini tartışmalı hale getirdiği ifade ediliyor.
Diğer taraftan bazı kesimler ise belediye başkanlarının bireysel siyasi tercih hakkı bulunduğunu ve görev süresi boyunca farklı siyasi kararlar alabileceklerini düşünüyor. Bu görüşü savunanlara göre önemli olan hizmetin devam etmesi ve belediyenin çalışmalarının aksatılmaması.
Tartışmaların merkezindeki son iddialardan biri ise Burcu Köksal ile ilgili oldu. CHP’li Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal ve geçtiğimiz aylarda CHP’den istifa eden Mesut Özarslan’ın kısa süre içinde AK Parti’ye katılacağı öne sürüldü. Söz konusu iddialar siyasette yeniden “parti değiştiren belediye başkanları” tartışmasını alevlendirdi.
Kimi vatandaşlar böyle durumlarda belediye seçimlerinin yeniden yapılmasının en adaletli yöntem olacağını savunuyor. Çünkü seçmenin oy verirken adayın bağlı olduğu siyasi partiye göre tercih yaptığı ve sonradan yaşanan değişimlerin seçmen iradesini tam olarak yansıtmadığı belirtiliyor. Ancak mevcut sistemde belediye başkanlarının parti değiştirmesi halinde otomatik olarak yeniden seçim yapılmasını zorunlu kılan bir uygulama bulunmuyor.
Siyasi kulislerde tartışmalar sürerken gözler hem partilerin tavrına hem de vatandaşların bu konudaki yaklaşımına çevrilmiş durumda