ADD Genel merkezi tarafından ihraç edilen ADD Samsun Şube Başkanı Birol Yelekin, disiplin sürecinde kendisini savunmasının alınmadığını, yapılanların tam bir hukuksuzluk olduğunu ve görevinin başında olduğunu ifade etti.
ADD üyeleri Onur Anıtı önünde toplanarak, Birol Yelekin'in dernekten ihraç edilmesine tepki gösterdi. Konuyla ilgili bir açıklama yapan Birol Yelekin ÅŸu ifadeleri yer verdi,
''Atatürk’ün düÅŸüncelerini, Türkiye Cumhuriyetini çaÄŸdaÅŸ sosyal hukuk devleti niteliÄŸiyle, sonsuza deÄŸin bağımsız yaÅŸatma istencini ve bu yolla, Türkiye aydınlanmasını güçlendirmek için çalışmalar yapmak amacıyla 1989 yılında kurulan Atatürkçü DüÅŸünce DerneÄŸinin 2007 yılından beri üyesiyim.
Üç dönem Samsun ÅŸube baÅŸkanlığı ve dört dönem Genel Merkez Yönetim Kurulu ÜyeliÄŸi yaptım. Bu zaman zarfında üstlendiÄŸim bütün görevleri tüzüÄŸümüz ve amaçlarımıza uygun olarak en iyi ÅŸekilde yapmaya çalıştım. BaÅŸardığımı da üyelerin geri dönüÅŸlerinden anlıyorum.
Bugün burada, sizlerin karşısında, tarafıma yapılan Haksız, Hukuksuz bir ÅŸekilde ve savunduÄŸumuz deÄŸerleri hiçe sayarak tarafımın görevden alınmaya çalışılmasını anlatmak için çıktığımdan dolayı üzgün olduÄŸumu belirtmek isterim.
Yakın çalışma arkadaÅŸlarım da iyi bilirler ki, haksızlıklarla, hukuksuzluklarla her zaman mücadele ettim, yanlışa dur demeye çalıştım doÄŸrunun yanında oldum. Bu duruÅŸumu da her platformda gösterdim.
Atatürkçü DüÅŸünce DerneÄŸi 16. Dönem Yönetim kurulunda görev yaptığım sürece de yapılan güzel çalışmalara imza attım, yanlış kararların da dimdik karşısında oldum. Hatta bazı yanlış alınan kararlara, tüzüÄŸe aykırı davranışlara ÅŸerh koydum. Kurul üyelerine yakışmayacak davranışlarını gündeme getirdim. Bunlar derneÄŸimiz yönetim erkini rahatsız etti.
Yine Genel Yönetim Kurulu üyesi olduÄŸum zaman, Samsun Åžubemizin o dönemdeki yönetim kurulu üyelerinin Genel BaÅŸkanla konuÅŸarak çözemedikleri bir olayı ÅŸubemizin isteÄŸi üzerine Genel Yönetim Kuruluna taşıdım. Aralarında bulunduÄŸum dokuz GYK üyesi, olaylarda adı geçenin disipline sevk edilmesini istedi. Ancak talebimiz kabul edilmedi. TüzüÄŸümüze uygun ÅŸekilde bir hafta sonra, sadece bu konunun görüÅŸülmesini teminen, yazılı talepte bulunulmuÅŸ ise de, TüzüÄŸümüze aykırı ÅŸekilde talebimizin Genel BaÅŸkan tarafından reddedildi. Bunun üzerine GYK içerisindeki bölge sorumluluÄŸu görevlerimizden istifa ederek tepkimizi dile getirdik.
ArkadaÅŸlarımla birlikte Samsun Åžube genel kuruluna hazırlanırken genel merkez yöneticilerinden biri tarafından benim için kazansa bile görevden alacağız denilerek sanki bugünkü durum için bahane arandığı da aÅŸikardır. Ekip olarak Samsun ÅŸube yönetimine seçildiÄŸimizden beri uyumlu bir ÅŸekilde çalışıyoruz.
Hiç gerek yokken Genel Merkez tarafından ÅŸubemize bir üyelik hakkında denetçi gönderilmiÅŸ ve genel merkezden istenmesine raÄŸmen bir türlü raporun sonucu tarafımıza gönderilmemiÅŸtir.
Üye toplantıları, bölge toplantıları, genel kurullar her ÅŸeyin açık açık konuÅŸulduÄŸu, tartışıldığı yerlerdir. Maalesef genel merkez yöneticilerinin üç yıldır Samsun 19 Mayıs etkinliklerine katılmadıkları, gençlik kampına katkı sunmadıkları, derneÄŸimize yapılan bağışı engelledikleri, hukuksuz ve tüzük tanımaz tavırları, ÅŸikayetleri ve talepleri dinlemedikleri hususları açık bir dille anlatılmıştır.
Haziran ayı başında Genel Merkez seçimleri yapılmış, seçimde de iki liste karşılıklı yarışmıştır. Åžu an genel baÅŸkan olan Sn Hüsnü Bozkurt’un listesi ile yarışan, karşı listede seçime katıldım. Sanırım seçimden bir yada iki gün önce Sosyal medya hesaplarımda “Haksızlığa, HukuksuzluÄŸa, AdaletsizliÄŸe ve Tacizcilere karşı mücadelemiz 1989 ruhuyla devam edecektir” yazan bir görsel paylaÅŸtım. Sizlere soruyorum, bu sözde birisine iÅŸaret var mı? Ya da hepimiz bunlarla mücadele etmiyor muyuz? Neden bu sözlerin kendinize söylendiÄŸini düÅŸündünüz? Bu sözler gerekçe gösterilerek ihraç edilmeyi üstüne üstlük tüzükte açık bir ÅŸekilde belirtmesine raÄŸmen yazılı savunmam dahi istenmeden “ben yaptım oldu” mantığıyla ihraç edilmeyi aklım almıyor. Sizler de tanık olmuÅŸsunuzdur, bu sözleri zaman zaman basın açıklamalarımın sonunda da söylüyorum. Yine kürsüden tabi ki seçim konuÅŸması olarak, gördüÄŸüm yanlışları dile getirdim. Az öncede söylediÄŸim gibi genel kurullar her ÅŸeyin açık açık konuÅŸulduÄŸu yerlerdir. Yoksa delegasyonu nasıl nerede bilgilendireceÄŸiz. Yıllarımızı verdiÄŸimiz, kuruluÅŸ amacı belli olan, üyesi ve yönetim kademelerinde bulunmaktan onur duyduÄŸum derneÄŸimizde, bu tür hak hukuk tanımadan yapılan uygulamaları kabul etmek mümkün deÄŸildir.
Çok üzüldüÄŸüm bir husus da, disipline veriliÅŸ ve disiplin cezası sürecini ve neticesini, üçüncü ÅŸahıslardan öÄŸrenmemizdir. Bu da anlaşılır gibi deÄŸildir.
Yüksek Disiplin Kurulunun kararında; ‘savunmasını vermemiÅŸtir’ ÅŸeklinde bir ibareye yer verilmiÅŸ ise de, tarafımdan herhangi bir savunma istenmemiÅŸ, tarafıma herhangi bir yazı ya da bildirim gönderilmemiÅŸtir. Ne tarafıma ve ne de Samsun ÅŸubesine disiplin kuruluna sevk edilmem ile ilgili herhangi bir mail, tebligat, posta veya yazılı bir bildirim gelmemiÅŸtir. Gerçekten Åžaka gibi.
Maalesef tarafıma ulaÅŸan bir yazı olmadığı için savunma hakkımdan yoksun bırakılarak, haksız ve hukuksuz bir ÅŸekilde Yüksek Disiplin Kurulunca hakkımda karar verilmiÅŸtir. Bu seçilmiÅŸ birinin hakkını hukuksuz bir ÅŸekilde gasp etmenin yanında, bizi seçen üyelerimizin iradelerini de yok saymaktır.
Dernek tüzüÄŸünde tartışmaya mahal vermeyecek ÅŸekilde “yazılı bir ÅŸekilde savunma alınması” hususu açıkça belirtilmiÅŸ olmasına karşın böyle bir hukuksuzluÄŸun nasıl yapılabildiÄŸi anlaşılır gibi deÄŸildir. Bu haksızlığı kabul etmediÄŸimi bildirerek görevimin başında olduÄŸumu siz basın mensupları ve dostlarım aracılığıyla duyuruyorum. Saygılarımla''