Yazı Detayı
03 Mayıs 2021 - Pazartesi 12:24
 
BOĞULMAK
BERİN NİDA YÜCE
yasartuncel
 
 

Dalgalar durmaksızın tekneye çarpıyor ve sallanmasına sebep oluyordu. Motoru artık çalışmayan tekne denizin ortasında öylece kalmıştı ve batacağı şimdiden belliydi.


İçindeki dört farklı insan birbirlerine düşmanca bakışlar gönderiyor ancak seslerini çıkarmıyorlardı. Tekne yavaş yavaş su almaya başlamış, dalgalar yüzünden hepsinin üzerindeki kıyafetler ıslanmıştı ve bu titremelerine neden oluyordu.

İçlerinden sarı saçlı olan kadın hırsla esmer adamın üzerine yürüdü.


“Bu senin yüzünden oldu. Bizi bu kadar uzaklaştırmak zorunda değildin!”


Eric, hemen kendisini savunmaya başladı.


“Hey! Benim yüzümden mi oldu?! ‘Tekneyle açılma’ fikri sana aitti. Suçu bana atarak kurtulamazsın!”


Sarışın adam bunun üzerine tartışmaya dahil oldu.


“Derek haklı! Bu fikir sana aitti Jane. Bu sorumluluğu senin yapar!”


“Motorun bozulmasından ben nasıl sorumlu olabilirim ki?!”


Endişeyle tekneye giren suyu izleyen Erin kendi kendine fısıldadı. “Peki şimdi ne yapacağız?”


Ancak kimse onu duymamıştı ve tartışmaya devam ediyorlardı.


“Teknenin daha uzun süre su üzerinde kalmasını istiyorsak ağırlığı azaltmalıyız. Çok fazla eşya var!”


“Evet çok fazla eşya var çünkü çok fazla eşya getirdin. Bir insan tekne gezisine neden tabak, kaşık ve çatal getirir ki?”


“Bu da mı benim suçum oldu?! Aç kalalım istemedim sadece!”


“Tabağın ne gibi bir katkısı olabilir ki?! Yemeğimiz yok! Tabağı yemek istiyorsan, git ve bunu yap, seni tutan yok!” Hızını alamayan Eric, tabakların olduğu poşeti alıp tekneden aşağı fırlattı. Bunu gören Jane hırsla onun eşyalarına doğru yürüdü ve bulduğu ilk poşeti denize attı.


O sırada Derek dayanamayarak sinirle bağırdı.


“İki, üç poşet atarak buradan kurtulamayız! Kavga etmeyi kesin!”


Jane birden ona döndü.


“Haklısın. Belki de seni atmalıyız!”


“Ne?!”


“Neden şaşırdın?! Bizi daha da açılmak için cesaretlendiren sen değil miydin Derek?!” Sonra diğerlerine dönerek devam etti. “Haksız mıyım?! Bizi buraya getiren o! Ben bu kadar açılmayalım demiştim! Eğer onu atarsak diğer üçümüzün belki bir şansı olabilir!”


Tam o esnada teknenin bir tarafı daha aşağı çöktü ve bu diğerlerinin çığlık atarak diğer tarafa toplanmasına sebep oldu. Ancak bu sefer diğer taraf da biraz daha çökünce Eric bağırarak konuştu.


“Biriniz bu taraftan uzaklaşsın! Fazla ağırlık yapıyoruz!”


“Uzaklaşan neden sen olmuyorsun Eric?!”


“Çünkü ben başından beri bu fikre karşıydım!”


“Ah öyle mi?! Sonuçta geldin ama değil mi? Gelmeyebilirdin!” 


Kimse kendi isteğiyle daha çok batmış kısma geçmeyince Derek, Jane’i o tarafa doğru itti.


“Bunun suçlusu sensin Jane! Ne kadar başkalarını suçlasan da kimseyi kandıramazsın!”


Jane düştüğü yerden kalkarak Derek’e doğru ilerledi ve onu hırsla yere itti. Onlar kavga ederken tekne daha çok sallanıyor, Eric ise Erin’e bakıyordu.


“Erin!”


Bağırmasıyla tüm gözler Erin’e döndü.


“Sen neden hiçbir şey söylemiyorsun?!”


“Suçlu sen olduğun için değil mi? Her şeyi sen yaptın!”


“Ben hiçbir şey yapmadım ki!”


“Belki de seni atmalıyız Erin!”


Erin hızla ayağa kalktı. “İyi de ben kötü bir şey yapmadım Eric!”


“Hiçbirimiz tekneyi batırmak için bir şey yapmadık zaten. Ama sen farklı olansın! Bizim gibi tartışmıyorsun! Kesinlikle seni atmalıyız!”


Jane ve Derek de onaylarcasına başını salladı.


“O haklı! Bizden farklısın belki de seni atmalıyız!”


Erin sakin bir tonla fikrini sundu.


“Belki de kimseyi atmayıp yardım çağırmalıyız?!”


Bunun üzerine diğerleri gülmeye başladı.


“Evet yardım çağıralım! Sanki hepimiz boğulmadan önce yetişebilir de! Daha fazla zamana ihtiyacımız var!”


“O yüzden seni ve tüm yükleri aşağı atıp zaman kazanacağız!”


Erin dışında herkes onayladığında ilk olarak teknedeki tüm yükleri denize atmaya başladılar. Yüklerden sonra Eric ve Derek ona doğru ilerleyip bacaklarından ve kollarından tutarak teknenin köşesine doğru ilerlediler. Erin ne kadar çırpınsa da tek başına onlardan kurtulamıyordu. Jane ise sadece olanları uzaktan izliyordu.


Erin denize düştüğünde başta yüzeyde kalmayı başarsa da sonunda yorulup kendisine yavaşça serbest bıraktı. Suyun altına girdiğinde bir süre sonra nefesi kesildi ve su ciğerlerine dolmaya başladı.


O sırada diğerleri teknenin havaya kalkmış kısmına toplanmış, dengede durmaya çalışıyordu.


“Şimdi yardım çağırmamız gerek! Telefonunuz verin!”


“İyi de tüm çantaları attık telefonum yok ki benim!” 


“Benim de!”

 
Etiketler: BOĞULMAK,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı